Biyografi
17 Temmuz 1965 tarihinde dünyaya gelen Derya Tuna, geniş bir ailenin neşesi olarak hayata merhaba demiştir. 4 kız ve 1 erkek kardeşiyle birlikte büyüyen Tuna, bu kalabalık ortamda mutlu bir çocukluk geçirmiş ve bu dönemde yaşadığı anılar onun kişiliğinde derin izler bırakmıştır. Küçük yaşlardan itibaren müziğe olan tutkusu onu sahne dünyasına adım atmaya yönlendirmiştir.
İbrahim Tatlıses ile tanışması, Derya'nın kariyerinde bir dönüm noktası olmuştur. İlk sahne deneyimini, Yenikapı'daki gazinolarda 'uvertür' şarkıcısı olarak yaşarken, müzik yolculuğuna hızlı bir başlangıç yapmıştır. 1983 yılında 'Günah' adlı film ile İbrahim Tatlıses ile yolları kesişmiş ve bu tesadüf, onun hayatında önemli bir yere sahip olan İdo Tatlıses adında bir oğlun dünyaya gelmesine vesile olmuştur. Tuna, İbrahim ile birlikte yaşamaya başladığında, sahne kariyerine kısa bir süre ara vermek zorunda kalmıştır.
Ancak, bu süre zarfında 1983, 1985 ve 1987 yıllarında 'Günah', 'Yalnızım' ve 'Gülüm Benim' gibi projelerde Tatlıses ile birlikte sahne alarak sinema dünyasında da adını duyurmayı başarmıştır. 20 yıl aradan sonra yeniden sahneye dönmek için bir magazin dergisinde köşe yazarı olarak kariyerine devam eden Derya Tuna, bu dönüşü ile birlikte medya dünyasında da etkisini göstermiştir. Röportajlarında, İbrahim Tatlıses'in evlenme teklifini reddettiği için içsel bir pişmanlık duyduğunu dile getirmiştir. 2001 yılında İbrahim Tatlıses ile yollarını ayıran Tuna, 14 Ekim 2002'de sahneye dönüş yapma kararı almış; ancak bu dönemde bir saldırıya uğramıştır.
Zamanla, Uğur Yücel ile projelerde yer almak isteyen Derya, erkekleri ilgilendiren ticaret işlerine de adım atmayı düşünmüştür. Bunun yanı sıra, topluma fayda sağlamak amacıyla bir aşevi açma planları da gündemindedir. 2018 yılında Kanal D ekranlarında '4 Kadın Zamanı' adlı sohbet programında yer alarak izleyicileriyle buluşmuş ve kariyerinde yeni bir sayfa açmıştır.
Derya Tuna'nın hikayesi, zorluklarla dolu olsa da, azmi ve kararlılığı sayesinde önemli başarılar ve dönüm noktaları ile örülmüştür. Bu süreç, onun yalnızca müzik alanında değil, aynı zamanda toplumsal konulardaki duyarlılığıyla da dikkat çekmesini sağlamıştır.